UserID= 0


Bu alana erişim yetkiniz yoktur!

“Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü”

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahiliye bölümü kurucularından Prof. Dr. Şeref Zileli onuruna her yıl düzenlenen anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü 27 Şubat’ta gerçekleştirildi

MEDİMAGAZİN- Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü için Hacettepe Üniversitesi’nde program düzenlendi.  Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma Konferansı ile başlayan program çerçevesinde “Erişkinlerde Koruyucu Hekimlik” başlıklı Hacettepe İç Hastalıkları Multidisipliner Paneli düzenlendi. Panelde Prof. Dr. Gül Öz ve Prof. Dr. Mutlu Hayran moderatör olarak katkıda bulundu.

Hacettepe İç Hastalıkları Derneği’nin Toplum Sağlığı ve Toplumun Sağlık Bilincinin Arttırılması Programı kapsamında düzenledikleri "Erişkinlerde Koruyucu Hekimlik” başlıklı panelde konuşan  Kardiyoloji A.D, Avrupa Ateroskleroz Derneği Başkanı Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, “Dünyadaki hastalık yükü bulaşıcı hastalıklardan bulaşıcı olmayan hastalıklara doğru dramatik bir biçimde kayarken Avrupa’da olduğu gibi dünyanın birçok bölgesinde kardiyovasküler hastalıkları ölümün en önemli nedeni haline getirdi.” Dedi.

Kardiyovasküler ölümlerin yüzde 80’inin az ve orta gelirli ülkelerde gerçekleştiğinin ve bu ölümlerin yüzde 50’sinin de kadınlarda meydana geldiği bilgisini paylaşan Prof. Dr. Tokgözoğlu “ Kardiyovasküler hastalıklara harcanan toplam sağlık harcamalarının yüzdelerine baktığımızda yarıdan fazla kaynağın yatan hastaların bakımına ve çeyreğinin de ilaçlara gittiğini görüyoruz. Kardiyovasküler hastalık yüküne katkıda bulunan en önemli risk faktörleri sigara, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, yüksek vücut kitle endeksi, uygunsuz beslenme, ve yüksek kan şekeridir.” dedi.

“Aşılar, bilimin en büyük başarılarındandır”

“Aşılar, bilimin en büyük başarılarındandır” diyen İç Hastalıkları ABD Genel Dahiliye BD Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver, “Aşı ile önlenebilir hastalıklar sadece çocuklarda değil, erişkinlerde de ciddi bir toplum sağlığı sorunu ve sağlıklı yaş almanın önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Aşılanmanın bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri; diyabet, kronik akciğer ve kalp hastalıkları gibi risk faktörleri nedeniyle aşı ile önlenebilir bulaşıcı hastalıklara yatkınlık oluşmaktadır.” Dedi ve ekledi “Öte yandan, maalesef aşıların başarılarının göz ardı edilmesi nedeniyle aşılama oranlarındaki azalma sonucu kızamık gibi yeniden önem kazanan bulaşıcı hastalıklar erişkinlerin salgınlardan etkilenmesine yol açabilmektedir. Grip, tüm dünyada her yıl milyonlarca insanı hasta etmekte ve birçok erişkinin grip ya da ilişkili komplikasyonlardan kaybedilmesine neden olmaktadır. Aynı şekilde pnömokoka bağlı sepsis ve zatürre gibi komplikasyonlar, özellikle altta yatan kronik hastalığı olan yaşlı insanlarda ciddi hastalık ve ölümle sonuçlanabilmektedir.”

Kanserde Tarama ve Korunma

İç Hastalıkları ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap “Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030 yılı projeksiyonunda bu hızda artmaya devam ettiği taktirde kanser en sık görülen hastalık olacağı öngörülmektedir. Kanser, erken tanı konduğu taktirde kür edilebilecek bir hastalıktır. Uygun tarama programları sayesinde kansere erken tanı koymak mümkündür.” diyerek erken tanının önemine dikkat çekti ve Sağlık Bakanlığı meme kanseri, kolorektal kanser ve serviks kanseri için tarama yapılmasını önerdiğini belirtti. Buna göre 40-69 yaş arası her kadın için yılda bir klinik muayene dışında 2 yılda bir mamografi yapılması, 30-65 yaş arası kadınlar için 5 yılda bir smear ve HPV-DNA testi uygulanması, 50-70 yaş arası kadın ve erkekler için ise 2 yılda bir gaitada gizli kan testi ve 10 yılda bir kolonoskopi yapılmasını tavsiye edildi.

Tütün sebebiyle 7 milyon insan hayatını kaybediyor

Göğüs Hastalıkları ABD, Allerjik ve İmmünolojik Hastalıklar BD Prof.Dr. A.Fuat Kalyoncu, Dünyada her yıl tütün ve tütün ürünlerine bağlı yaklaşık 7 milyon kişinin öldüğü kabul edildiğini belirterek, “2016 Küresel Yetişkin Tütün Araştırmasının sonuçları, Türkiye’de 2012 yılına kadar görülen azalış eğiliminin durduğu ve 2012’den sonra artma yönünde bir eğilimin yaşandığına işaret etmektedir. Bu araştırmanın açıklanan ilk bulgularına göre; 2012’den sonraki dört yılda Türkiye’de tütün kullanım oranı hem erkek hem kadınlarda artmıştır. Herhangi bir tütün ürünü kullanıyor olma sıklığı 13-15 yaş kızlarda yüzde 12,8 ve erkeklerde ise yüzde 20,3’tür. Araştırmalar sigara bağımlılığının ve sigaraya bağlı ölümlerin, gelir, sosyoekonomik ve eğitim düzeyinin düşük olduğu koşullarda ve işsizlik oranlarının yüksek olduğu yerlerde daha fazla olduğunu göstermektedir” dedi.

Prof. Dr. Kalyoncu ayrıca “Tütün kullanımının bıraktırılması kadar kullanmaya başlamanın engellenmesi de çok önemli bir hedeftir. Geleceğimiz olan gençlerin sigara, nargile, e-sigara, ısıtılmış ve dumansız tütün ürünlerinin kullanmasına engel olabilecek reklam yasakları, vergilendirme düzenlemeleri, kapalı alan yasaklarının kararlılıkla uygulanması da önemle üzerinde durulması gereken konuların başında gelmektedir. Unutulmamalıdır ki tütün salgınının yayılmasının önlenmesi sağlık haklarına saygı göstermek ve korumak anlamına gelmekte olup, bunun aksi bir insan hakkı ihlali olarak değerlendirilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.

 

Ana Sayfa
Türkiye Klinikleri TV
Türkiye Klinikleri TV