UserID= 0


Bu alana erişim yetkiniz yoktur!

"10 Mayıs İnme Önleme Günü"

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, inmenin önlenebileceğine dikkat çekerek, “Dünya üzerinde dakikada 1 kişi inme geçiriyor.” dedi

Mayıs ayı, inme farkındalık ayı olarak biliniyor. Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, 10 Mayıs İnme Önleme Günü dolayısıyla Medimagazin’e yaptığı açıklamada, toplumun yaşlanmasıyla birlikte inme sebebiyle ölüm ve sakat kalma oranlarının artacağını söyledi.

İnme vakalarının önlenebileceğini aktaran Topçuoğlu, “İnme, yaşlanma ile giderek sıklığı artan bir hastalıktır. Türkiye gibi modern ülkelerde en sık ölüm nedenleri arasındadır ama sakatlığın en başta gelen nedenidir. Şu nokta vurgulanmalı ki inme bu sıklık ve ciddiyetine karşın büyük oranda önlenebilir bir hastalıktır.” ifadelerini kullandı.

Risk grubunda kimler var?

Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, risk gruplarını ve risk faktörlerini şu sözlerle tanımladı:

“İnme, beyin damarlarının tıkanması ve bir kısım olguda da beyin kanaması sonucu oluşan nöral doku hasarlanması sonucu gelişen fonksiyonel kaybı ve yeti yitimini ifade eder. İnme risk faktörleri arasında ileri yaş, erkek cinsiyet ve pozitif aile öyküsü ‘değiştirilemez’ risk faktörleridir. Başta kardiyak hastalıklar olmak üzere kronik sistemik ve vasküler hastalıklar önemli ‘tedavi edilebilir’ risk grubunu oluşturur. Bu grupta kronik hastalık stabilizasyonu ile inme riski azaltılabilir. En büyük risk grubu ise ‘giderilebilir’ risk faktörleridir. Bunlar arasında; sigara içimi, hipertansiyon, şeker hastalığı, dislipidemi, obezite, sedanter yaşam tarzı gibi ateroskleroz risk faktörleri vardır.”

“Dünya üzerinde dakikada 1 kişi inme geçiriyor”

Toplumun yaşlanmasının inme nedeni ile gerçekleşen ölüm ve sakat kalma oranlarını artıracağını ifade eden Topçuoğlu, “Dünyada her yıl 17 milyon insan inme geçiriyor. Bu dünya üzerinde dakikada 1 kişi inme geçiriyor demek oluyor. 6 milyon kişi ise inme nedeni ile yaşamını yitiriyor. Her 6 kişiden 1’i hayatı boyunca bir kez inmeyi yaşıyor. TÜİK rakamlarına göre, bizde inmeden ölüm sayısı son yıllarda yılda 35.000-40.000 arasındadır ve yaklaşık yılda 100.000 iskemik ve 40.000 de hemorajik inme görülmektedir. İnmeden ölüm ve sakat kalma Türkiye’de azalma trendi gösterirken, sıklık giderek artmaktadır. Yani, gelecekte toplumun yaşlanması ile sorunun artacağını söylemek yanlış olmaz.” dedi.

Topçuoğlu; sigara, alkol, yağlı, şekerli ve tuzlu beslenme, hazır yemek, obezite, hareketsizlik, tansiyon ve stresin inmeyi tetiklediğini belirtti.

İnme nasıl fark edilir?

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı, inmenin belirtilerini şu şekilde sıraladı:

“İnme geçiriyor olma şüphesi için şu İngilizce akronim çok kullanılır. ‘FAST’ (Face-Arm-Speech-Time); yani yüzde kayma, konuşma bozukluğu ve kolda kuvvetsizlik, bunlardan biri varsa inme geçiriyor olma olasılığı yüksektir, anlamlıdır ve ‘T’ yani telefon ile 112 hemen aranmalıdır. Bu ‘BEFAST’ olarak da geçer (B: Balance ve E: Eye, olarak eklenmiş hâlidir) yani, denge ve görme bozuklukları da inmenin diğer sık belirtileridir diyebiliriz.”

İnmede acil müdahalenin önemini vurgulayan Topçuoğlu, “İnme şüphesinde 112 aranır ve onlar sizi en kısa zamanda inmeyi tedavi edebilecek bir merkeze getirir. İskemik inme tedavisinde intravenöz doku plazminojen aktivatörü (tPA) ile tıkayıcı pıhtının eritilmesi veya büyük damarlarda ise anjiyografik yöntemlerle pıhtının dışarı alınması tedavileri çoğu hastada sonuç verir.” dedi.

İnme tedavisi süreci nasıl ilerler?

Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, inme tedavisinde zamanın iyi değerlendirilmesi gerektiğini, “'Bu zamana karşı yapılan bir tedavidir. Doğruluk yanı sıra hız da esastır. ‘Zaman beyindir’ prensibine göre her şey olabilecek en kısa zamanda yapılmalıdır. Hastanın acile gelişinden sonra ilk yapılması gereken muayene ve stabilizasyondur. Ardından beyin dokusu ve damarsal status bilgisayarlı tomografi veya MRG ile belirlenir. Olay tıkanma ise intravenöz trombolitik tedavi ve uygun ise girişimsel tedaviler uygulanır. Trombolitik sistemik olarak ilk 4,5 (dört buçuk) saat için ruhsatlıdır. Girişimsel tedavi ise 8 saate kadar uygulanır. Ama daha geç dönemde nörogörüntülemeler temelinde, klinik olarak anlamlı olabilecek kurtarılabilir doku, yani iskemik penumbra saptanan hastalarda geç dönemde de bu tedaviler faydalı olabilir, uygulanabilir.” sözleriyle açıkladı.

Koruyucu tedavi süreci nasıl işler?

İnme riski olan hastalarda koruyucu tedavi yöntemlerinin uygulanması gerektiğini aktaran Topçuoğlu şunları kaydetti:

“İnme riski olan hastada koruyucu tedavi risk faktörlerinin kontrolüne dayanır. Diyabet, dislipidemi, hipertansiyon net olarak kontrol altında olmalı, hedefler stabil şekilde tutturulmalıdır. Ayrıca, düzenli egzersiz ve obez kişilerde kilo kaybı önemlidir. En iyisi risk skorlamalarını kullanmak ve 10 yıllık vasküler olay riskini hesaplayıp bu yolla tespit edilen risk kategorisine göre hedefleri belirlemektir. Yüksek risk gruplarında antiagreganlar da önerilebilir. Eğer hasta inme veya geçici iskemik atak geçirmiş ise bu durumda sekonder inme profilaksisinden bahsedilir. Eğer geçirilen olay kalp kaynaklı bir emboli ise antikoagülanlar, damar sertliği kökenli ise antiagreganlar kullanılır. Bu arada inme geçirmemiş olan atriyal fibrilasyonlu hastalarda da inme riski valide skorlarda pozitif bulunur ise antikoagülan ilaçlar ile primer profilaksi gerekir.”

Koronavirüs inmeye neden oluyor mu ve bunu nasıl yapıyor?

Koronavirüs ve inme arasındaki ilişkiyi değerlendiren Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, “Pandemide yayımlanan göreceli olarak geniş, çoğu uzak doğu kaynaklı olgu serilerde viral hastalık ağırlığı arttıkça sıklığı yükselecek şekilde inme görülüyor. Sıklık %5-6 seviyesindedir ve bazı serilerde serebral kanama ön plandadır. Son zamanlarda acile inme ile başvuran hastalarda da COVID-19 pozitif olanlar yayımlandı. COVID-19 sürecinde görülen inmelerin etyolojisi henüz etraflıca çalışılamadı ama hastalığın yarattığı koagülasyone eğilimin rolü üzerinde durulmaktadır. Diğer taraftan; kalp tutulumu, aritmi veya enfeksiyonların inmeyi tetikleyebilmesi ilk akla gelen mekanizmalardır.” dedi.

Koronavirüsün neden olduğu inme tedavisi nasıl yapılıyor?

Koronavirüs ile enfekte kişilerden viral hastalık hastalığın şiddeti ağır olanlar yanı sıra ileri yaş, hipertansiyon, diyabet, koroner arter hastalığı ve daha önceden inme geçirmiş olan hastalarda inme sıklığının daha fazla olduğunu belirten Topçuoğlu, koronavirüsün neden olduğu inme tedavisinin nasıl yapıldığını şu sözlerle anlattı:

“Koronavirüsün neden olduğu inme kavramı açık değil. Yani bu terimi kullanmak için yeterli veri bulunmuyor. Ama COVID-19 tanısı olan bir hastada iskemik inme gelişirse ve bu hastanın hemodinamik ve pulmoner statusu nörogirişimsel tedaviye müsaade ederse, tıkalı serebral damarı açmaya yönelik işlemler ivedilikle yapılmalıdır. Ancak, transfer ve prosedürü tolere edemeyecek derecede ağır ARDS’li bir olguda bu mümkün olmayabilir. Diğer bir senaryo, acil ünitelerine inme ile başvuran bir hastada COVID-19 şüphesi olmasıdır ki bu durumda yaklaşım hastanın COVID-19 pozitifmiş gibi ele alınması şeklinde olmalıdır. Prosedürel farklılıklar olmakla birlikte, COVID-19 tanılı ve şüphelisi olan olgularda inme tedavisi genel ilkelere göre yürütülür. Yani, COVID-19 varlığında inme tedavisi kriter ve kalite metrikleri değişmez. Ama prosedür değişir. Bu 112 dönemi ve acile girişten itibaren çok sıkı şekilde, bulaşı önlemeyi gözeten tavizsiz stratejiler bütününü içerir. Ama bunların zaman kaybına yol açması ve hastanın tedavi şansını yitirmesine engel olma noktasında azami dikkat etmek gerekir. Bu algoritmaların başarısı test edilmiş değildir ama ülkemiz dâhil birçok ülkede bu konuda yazılmış ve birbirine benzeyen uzman görüşleri, rehberler ve tavsiyeler, aşağı yukarı aynı şeyleri söylerler ve bu işin başarılabileceğini işaret ederler. Bizim pandemide deneyimimiz, söz konusu algoritmaların güvenilir olduğu yönündedir.”

Topçuoğlu, koronavirüs nedeni ile gerçekleşen bazı ölümlerin altında sanıldığı gibi solunum yetmezliği değil inme yatıyor olabilir mi? sorusuna “Hayır, bunu söylemek için elimizde bir delil, hatta bir örnek yok. Ani ölüm perspektifinden soruyorsanız, yani solunum yetmezliği olmadan kardiyak nedenden kaynaklanabilir mi şekline de çevrilse soru, yeterli bir bilimsel cevap vermek için delil olmayacaktır.” cevabını verdi.

Koronavirüs hastalarında nörolojik muayenelerin standart olarak yapıldığını ifade eden Topçuoğlu, “COVID-19 hastalarının standart takibinde elbette diğer kritik yoğun bakım hastalarında olduğu gibi nörolojik muayene (bilinç durumu, Glasgow Koma Skalası, pupil fonksiyonları gibi) de yer alır. Yakın takip edilen hastalar olduğu için inme tanısında zaman kaybı problemi yaşanacağını düşünmem.” dedi.

 

 

Ana Sayfa
Türkiye Klinikleri TV
Türkiye Klinikleri TV